14 Haziran 2014 Cumartesi

Montenejos

Insan normalde yasadigi yere bu kadar hakim olmuyor. eger bir yerin yerlisiyseniz ya da uzun yillardir orda yasiyorsaniz cok fazla etrafta ne var ne yok bakmiyorsunuz mesela ben Turkiye de yasadigim sehirlerin etrafinda ne var ne yok hangi gol nereye gider, orman nerde pek bilmem ama simdi Valencianin nerdeyse butun koylerine kasabalarina gittim gorulecek dogal guzellikleri, tarihi yapilari gordum. Farkli kulturel ozellikler nelermis kim nerde ne yer ne icermis ogrendim. Turkiye de sorsan favori yerin neresi hangi kafe hangi bar bilmem, ama burda su yemek icin buraya bu yemek icin suraya diyecek kadar uzmanlastim. Ne de olsa zaman sinirli keyfini cikarmak lazim. Bu gun Montenejo isimli bir bolgedeydim selalelerin akltigi kucuk gollerin olustugu yemyesil harika bir yer "balneario" diye anilan bu yerde su sicakliginin 25 derece oldugu soyleniyor. Bence daha soguk ama 34 derecelik Valencia sicaginda super bir secenek. Boydan boya kumsallar ile kapli plajlari bastan sona dolu bu sehrin ortasinda tenha ve mis gibi tatli suyu bulup yuzmek odul gibiydi. Ustelik sehrin karmasasi ve yuksek sesle konusmayi adet edinmis Ispanyollarin gurultusunden cok uzakti. Valenciaya aracla 1 saat uzakliktaki Montenejo sirf o nefis yesilligi icin gorulmeye deger.

20 Mart 2014 Perşembe

¡Hola! Fallas 2014 ¡Adios! Fallas 2014



Despues de muchas cosas, puedo decir "Gracias a Dios que estoy en Valencia"


Valencia'da Şubat ayına girdiğimiz andan itibaren herkesin dilinde bir "Fallas"tır gidiyor. Daha önce bir çok kafenin üstünde Fallera yazdığını görmüştüm, sorduğumda Fallas için hazırlanılan yer demişlerdi. Çok fazla üstüne gitmemiştim. Çünkü o zaman bu kadar çok bahsedilmiyordu. Daha sonra konuştukça bu konunun ne kadar önemsendiğini yavaş yavaş fark ettim. Facebook hesabımda az da olsa bir kaç fotoğrafa yer verdim. Ancak yeterli olmadıklarını biliyorum. Bugün baharın ilk günü dünyanın her yerinde çeşitli şekillerde kutlanıyor. 

İşte bu kutlamalardan biri de Fallas. Mart ayının ilk gününden başlayıp, bu sabaha, yani 20 Mart'a kadar devam eden bu kutlamada, her gün durmak bilmeyen bir gürültü ile karşı karşıya kalıyoruz. Bunların en önemlisi ise ilk günden bu yana devam eden ve her öğlen saat iki de "Plaza de Ayuntamiento" yani Belediye Meydanı'nda yapılan patlama gösterisi "Mazcleta". Ancak bu patlamaların sadece öğlen belediye meydanındaki patlama ile sınırlı kaldığını sanmayın. Öncelikle sabah saat 08.00'da "La Desperta" (uyandırma) ile gözünüzü açmanız gerekiyor. Önde Fallas kıyafetlerini giymiş büyük özenle hazırlanmış kadınlar, erkekler ve çocuklar yürürken, arkalarında da bir grup, oraya buraya maytap ve torpiller atarak insanları uyandırıyorlar. Ayrıca farklı yerlerde havai fişekler atan gruplar da var ve tabi ki her grubun kendine ait bir bando ekibi. Düşünün ki, günün her saati, evinizin önünden arkasından yanından patır patır gürültüler ile gruplar geçiyor. Bu grupların geçişinin inanın bir sınırı yok. Saat 14.00 olduğunda önce Belediye Meydanı'ndaki mazcleta başlıyor ve ardından tüm "barrio"lar (mahalleler) kendi mazcletalarını yapıyor. Tüm şehir, yaklaşık iki saat boyunca, savaş alanlarını aratmayacak şekilde yüksek ölçekli patlama sesleri ve yoğun bir duman bulutu altında kalıyor. 

Her barrionun bir veya birkaç dev çadırı var. Bu çadırların içinde gün boyu devam eden partiler ve bitmek bilmeyen patlamalar sabahın ilk ışıklarına kadar devam ediyor. Uyumak için sadece bir kaç saatiniz var. Bu işin patlamalı ve gürültülü kısmının yanında bir de sanatsal kısmı var. Şehrin dört bir yanı tahtadan ve poliüretandan yapılmış dev heykeller ile donatılıyor. Ayrıca Calle Cuba ve Calle Sueca isimli caddelerde görülmeye değer ışıklandırmalar yapılıyor ve her gece özel ışık şovları arasında, insanlar büyük bir keyif içinde sabahlara kadar eğleniyor. İğne atsanız yere düşmeyecek bu kalabalıkta, karnınız acıktığında yemek yiyebileceğiniz, biraz oturup enerji toplayabileceğiniz büyük yemek çadırları da var. Mart ayının 16'sına gelindiğinde işin heyecanı biraz daha artıyor. Çünkü her yeri donatan heykeller arasında seçim yarışı başlıyor. Bu yarıştan galip gelen heykel (ki bunlara "Ninot" deniyor), diğerleri için kaçınılmaz son olan yanmaktan kurtulup, Fallera Müzesi'ne kaldırılma şansını yakalıyor. 

18 Mart günü, "Plaza de la Virgen"de büyük bir Meryem Ana temsili yapılıyor ve şehrin dört bir yanından gelen çiçekler ile Meryem Ana'ya teşekkür ediliyor. Bu çiçek sunma etkinliği sırasında, neredeyse bütün Falleralar (Fallas kıyafeti giymiş kimseler) ağlıyor ve yürüyüşlerine devam ediyorlar. Buradaki duyguyu anlasam da aynı hisleri paylaşamadım maalesef.  

19 Mart gecesinde, seçimi kazananın dışındaki bütün ninotlar, büyük bir cosku icinde yakılıyor. Yakılan ninotların büyük kısmı, günümüz dünyasında yaşanan aksaklıkları hicveden örnekler taşıyor ve yakılmalarıyla birlikte bu aksaklıklardan kötülüklerden kurtulunacağına inanılıyor. İlk olarak saat 22.00'da çocuklar için yapılmış ninotların yakımına başlanıyor. Saat 00.00'da şehrin önemli ninotları kalabalıklar, alkışlar ve dualar eşliğinde yakılıyor. Saatler 01.00'ı gösterdiğinde ise Belediye Meydanındaki devasa ninot havai fişek gösterileri eşliğinde, sonsuzluğa uğurlanıyor.













                      









Fallas sadece Valensiya'nın değil, İspanya'nın en önemli festivallerinden biri. Çünkü sadece ülke içinden değil, yurt dışından da binlerce turistin akın ettiği bir festival. Marangozların azizi San Jose'nin her bahar başında atölyesindeki eski eşyalardan kurtulmak yeni eşyalara  yer açmak için yaktığı ateşler, bir gün kendi atölyesinin yanmasına sebep olmuş ve onun anısına her yıl yeni bir ateş yakılmasına karar verilmiş. Başlarda eski eşyaların yakılması ile başlayan binlerce yıllık bu serüven, San Jose'nin anısına bir marangozluk festivaline dönüşmüş. Yapılan ninotların maliyeti 1000 Avro'dan 1 milyon Avro'ya kadar değişse de, Valensiya halkı bu geleneğe sıkı sıkıya bağlanmış durumda. Ne kadar garip olsa da, bizler ne kadar gürültüden şikayet etsek de, gürültü yaparak para kazanmak büyük bir meziyet.